Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° -2°
E.Atölyesi Başvuru
ŞİİR ve DİL
Dilin zenginleşmesi her alanda işlenmesiyle mümkün. Dilin gelişimi dil dışı sosyal ilişki ve etkilerle sağlanır. Siyasal, sosyal ve teknik alandaki değişimler dilin gelişimine ciddi katkılar sunar. Dil, özünde hayatın zenginleşmesiyle zenginleşir. Hayatı zenginleştirmeden dili zenginleştirmek mümkün değildir. Bütün bunlara rağmen dilin ustası şairdir. Şairin dağarcığında dil, kelebeğin renkleri gibi renkler kazanır. Dil, tavus kuşunun rengârenk teleklerindeki güzelliği şairin şiirinde erişebilir. O renk cümbüşüne şairin şiirinde kanatlanan hiçbir kelime dünyada kolay kolay ölümle tanış olmaz. Şairin düş dünyasında dil zengin ve alışılagelmiş kullanımların ötesine taşınır. Şair dili kendi iç dünyasından geçirerek şiire taşır ve şiirdeki kelimeler daha insani ve anlamlar açısından daha yüreklenmiş kelimelerdir. Şiir dili, samimi bir yüreğin, güzel dilidir. Yürekte damıtılmadan kelimeler şiire taşınamaz. Taşınsa da o şiir olmaz. Söz olur. Nesnelerin, oluşun, süregelenin veya halin şairin kendi algı dünyasında yaratılan yepyeni duyuşun ve hissin dil imbiğinden süzülerek şiir oluşturulur. Şiirin bu oluşum anında dil yepyeni, diri anlamlarla farklı, etkin bir canlılık kazanır. O nedenle şiir, dilin abidesidir.

Şiir dili yapay bir dil değildir. Yapay dil, ölü bir dilken, şiir dili canlı sürekli yaşayan bir dildir. Şiir, kendi metnine dâhil ettiği kelimelerin üzerindeki bütün fazlalıkları ve tozları silkeleyerek onu okura doğru sezgisel bir yolculuğa sevk eder. Bu yolculuk her okur karşısında yeni maceralar edinir. Dil işte bu yolculuklar sayesinde kalıcı bir anlama kavuşur. Bu yalnızca şiir başarabildiği çok katmanlı bir hadisedir. O nedenle şiir dili üst bir dildir. Bu yönüyle şiir, dili toplumla ilişkisini sürekliliğe götüren bir yapıdadır.

Dilde hastalanan ve ölen kelimeler karşısında şair evladını bu hale düşürmüş anne gibidir. Şair, şiir kaybettiği evlatları olan kelimeleri diriltmek için, bir ömür çırpınır durur. Zira şair, acılarını, kederlerini, ıstıraplarını, sevinçlerini, korkuları v.s. kazandığı kelimelerin ölmesini istemez. O acılarının ve sevinçlerinin her daim hissedilmesini arzular.

Şiirin dili özgür bir dildir. Gündelik konuşma dilinin sınırlarını kendisi için yeterli göremeyerek oradan çıkmayı ve kanatlanmayı özleyen bir yapıdadır. Şair kelimeleri kendi imkanlarının dahiline hapsetmez. Onları kanatlandırmayı sever. Onların başka anlam ve kelimelerle kurduğu birlikteliklere ve ufka yaptıkları yolculuklara tutkunur.

Şairin en büyük aşkı hayranı ve tutkunu olduğu dilidir. O nedenle de bir tek duası vardır. Oda Yahya Kemal’in söyleyişiyle:

“Hep neşve veren aşkı terennüm dilerim
Yârab bana bir ses yaratan kudreti ver”

                                                                           Şiir Vakti







Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      224 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın