Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° -2°
E.Atölyesi Başvuru

Elif İnci Dönmez

Elif İnci Dönmez
elifinci0316@hotmail.com
BİR GÜN GELECEKSİN
09/10/2014
Yalnızlık bir sicim gibi yağıyor ruhuma.

Şimdi eski günlere hasret, yapışmış kirpiklerimin arasından, usulca göz kırptı hayalin. Gözlerimin önünden geçen bu resim, yüzümün çiçeklenmesinin tek nedeni.

Zaman seni yerinde bırakıyor. Yalnız kalmayasın diye beni de senin yanına katarak. İçimin kızıl akşamlarında yan yana olsunlar diye onları baş başa bırakarak hızla uzaklaşıyorum.

Mademki sen vardın, benim içimde. Bütün bütün yükselen bir gri dumandın madem. Bunca kirlenmişliğe tahammül edemezdim. İnzivaya çekilmek olmalıydı artık yaşamımın gerisine açılan kör pencere. Işığı yalnızca senin gözlerinde bulacağımı bilip, senin dışındaki her şeyi avuçlarıma gömmek olmalıydı.

Sabah uyanınca yine aynı yerdeydik. Yalnız değildik. Sen ve ben yapayalnız karanlığımızı uzak diyarlara saplıyorduk. İçimden kısık bir ses kulağıma fısıldadı:

“Seni seviyorum”

Ve artık bu sesten ve senden daha mühim hiçbir şey olamazdı. Benim dünyamı temize çıkaran ölüm, beni pençesinde kıvrandırana dek, ben sesini duymak için yine kelimelerimi hasretle yollarına serecektim. Sen bir bir toplayıp yüreğimize taç, göğümüze yıldız, ufkumuza ışık edesin diye… Aslında dilediğimde görmeliydim seni, dilediğim an yaşamalıydım. Her güzel anına ortak olmalıydım. Bir kitabın gizem dolu sayfalarına uzanır gibi düşlerimle sana uzanmalıydım. Seni ilk gördüğüm o kitapçı vitrinin önünde durmama yol açan aslında var olmanın dayanılmaz hafifliğiydi.

Beklemek bazen acıtıyor. Sabret diyorsun, bekle, öyle kolay değil benim sevdam, benim hayatıma girmek diyorsun. Biliyorum. Sen olduğun için bekleyeceğim. Bütün sabırsızlıklarım üst üste ekleniyor ve öylece birikiyor. Katlanılmaz hale getiriyor her yaşanmışlığı ve her yaşanacağı. Bilmem daha ne kadar sürecek bu telaş.

Gözlerime dokunan ışığa haksızlık etmeden hakkını vererek çiğli güneşin, bir nefeslik yaşamında can vermeden batan ay ışığına, doğan gün ışığına and olsun ki seni ta bu zamandan seviyorum.

Bu dünya bir gölge yumağı. Ağacın yeşiline, bulutun mavisine, şarkıların ah edişine inanma. Hepsi yalan. Yalnız benim sevgim gerçek diyecek kadar çıldırmış olmalıyım.

Avuç avuç özledim seni. Belki de emekleyerek seviyorum seni. Usul usul. Bazense acı veriyor. Bu kadar sevmenin yanı başında bunca hasret neden diye kinlense de sözcüklerim. Sen bunların hiçbirine aldırma. Sadece inan. Yalnızca seni özledim..

Hiçbir ateş senin kadar yanmadı içimin gecelerinde. Hiçbir pencere asılı duran sensizliğe bakacak kadar cesaretli olamadı. Hiçbir yıldız böylesi parlamadı uzaklarda. Hiçbir sancı yoktu ki seni aramamış olmasın deva niyetine.

Susuzluktan çatlayan bir dudak gibiydi ellerinin çığlığı. Dokunmaktan korkar mıydım, daha çok yakarım diye yaklaşamaz mıydım yoksa? Kavrulan bendim oysa bekleyen, hissetmek için sürüklenen ama neden dudakların çöldü? Serapsız kaldın diye mi? bensiz kaldın diye mi?

İçimde deniz. Tonlarca yosun, tonlarca balık ve tonlarca kabuk bağlamış yara var. Ve bir liman sen. Bense bir gemi tonlarca sen yüklü. Yaklaşsam kıyına, atsam senin dışındaki yükleri denizin dibine. Ve demir alsak mavi sonsuzluğumuza doğru. Geçmiş, bir mendil küçüklüğünde kalsa geride. El sallasa bize. Bu veda elbette acıtmazdı bizi. Sana yapılan hangi yolculuk veda biriktirir boşluğunda. Hangi göz ağlayabilir bu vuslata.

Yüzümüzü mezarlara dönmek gafletinde bulunmayız tabiî ki de. Martılar yitik dünyalarını gagalarında ararken, bir papatya düşer ayak uçlarına. Kokusu sarar dört bir yanımızı. Artık martılar ölümlerine uçar, bizse ölümsüzlüğe..

Her şeyin ilkine adını verdim. Geçen bunca yılın, gelecek olan bunca mevsimin her tanesine seni sakladım. Kopan ayazlara, düşen kar tanelerine, yağan yağmurlara. Yüzüme vuran gün ışığına, acıların tonlarına, sevinçlerin parlayışlarına..

Şarkıların devreden nakaratlarına, efsunlu hikâyelerin kahramanlarına, şehrin rengârenk yanılsamalarına gamzelerini iliştirdim. Dahası anılmadık bir sürü yazgım bana seni anımsattı. Huzurun eksik parçalarına aşkı koyunca resim tamamlandı. Ve bütün çerçeveler sana sahip olma arzusuyla kendilerini parçaladı… Her şey darmadağındı…

Başını kaldır. Sonsuzluğa uzanan gökyüzüne bak. Mavinin beyaza, hükmü geçiyor. Nefesini tutarak izle. Uçan buluta, çabasına hayran kalarak bakıyorum. Gökyüzünde arıyorum seni. Gözlerinin koyuluğunda kaybolana kadar alamıyorum kendimi senden. Kayboluyorsun, gülümsüyorsun. Sanki gözlerinde bir ömür boyu kalmak istiyorsun. Ellerin dolaşıyor beyazın göğsünde. Yüzüne dolan bu aydınlık, yuvarlanıyor ve sonrasında yüzüme düşüyor, asılı kalıyor. Sense göklerde bir uçurtma edasında rüzgar alıyorsun.

Bir gün göklerden, hayallerimin iplerine takılıp ineceksin ebedi yerine..


Paylaş | | Yorum Yaz
13406 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

UZUN GECE - 19/03/2014

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın